Son Haberler

Pakistan'da Twitter'ın fişi çekildi Pakistan'da Twitter'ın fişi çekildi Yasağa karşın Pakistanlıların bir bölümü, alan adı sisteminde yaptıkları değişikliklerle siteyi kullanmaya devam etti. Uygulama ülkenin ...
Cem Yılmaz'ı Twitter'da milyonlar takip ediyor ama eşi etmiyor Cem Yılmaz'ı Twitter'da milyonlar takip ediyor ama eşi etmiyor Dünyada takipçisi sayısında ilk 500'e girmeyi başaran Cem Yılmaz'ı eşinin takip etmemesi ise şaşırttı. Neredeyse hiç tweet atmayan Cem Y...
Twitter üzerinden Galatasaray'ın kupasını aşşağılayan Ergün Babahan Today Zaman gazetesinden kovuldu! Twitter üzerinden Galatasaray'ın kupasını aşşağılayan Ergün Babahan Today Zaman gazetesinden kovuldu! Bu gelişmelerle birlikte, Sosyal Medya tarihinde Twitter üzerinden işine son verilen ilk köşe yazarı Ergun Babahan oldu.
Ergun Babahan önce Cemaat'e yüklendi, sonra çark edip özür diledi! Ergun Babahan önce Cemaat'e yüklendi, sonra çark edip özür diledi! Star yazarı Ergun Babahan, tepki alan tweet'lerini silmiş ve yanlış anlaşıldığını açıklamıştı. Ancak Today's Zaman Genel Yayın Yönetm...
Gül, Galatasaray'ı Twitter'dan kutladı Gül, Galatasaray'ı Twitter'dan kutladı Gül, Twitter hesabına "Akşam ben de heyecanla maçı seyrettim. Galatasaray’ın şampiyonluğunu tebrik ederim" diye yazdı. Cumhurbaşkanı Gül...
Bakan Günay Fazıl Say'a "Türkiye'den Gitme!" dedi ama Fazıl Say böyle cevap verdi: “Kultur bakani!! KES ZIRVALAMAYI!!” Bakan Günay Fazıl Say'a Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Fazıl Say’ın Türkiye’yi terk edip Japonya’ya yerleşeceği yönündeki açıklamalarına karşı...
Beyin ameliyatı Twitter’da canlı yayınlandı. Beyin ameliyatı Twitter’da canlı yayınlandı. Dr. Dong Kim tarafından gerçekleştirilen beyin ameliyatının başarılı geçtiği açıklandı.
Twitter ünlülere para kazandıracak! Twitter ünlülere para kazandıracak! Twitter'da 7 milyondan fazla takipçisi olan Amerikalı ünlü TV yıldızı Kim Kardashian, markalarla anlaşmalı olarak attığı her tweet başın...

Röportaj: "Pucca"

Elif Dağdeviren - Genellemeler Tuzağı

Bu yazı teşhirci ve röntgenciler içindir.
Yani şu anda bu ilk satırı okuyan herkes için, bu siteye girmiş olan, herhangi bir siteye girmiş olan, hayatının herhangi bir döneminde gazete, dergi okumuş olan, televizyon seyretmiş olan, sinemaya gitmiş olan... Röportaj vermiş olan, internette kendini ifade edeceği forumlara yorumda bulunan, evde misafirleriyle ateşli bir sohbet eden, yazı yazan…
Yani kısacası: Herkes içindir…
Hem teşhircidir, hem de röntgenci dedi biri. Bir psikoterapist.
Aidiyet mevzuu da dedi…
Hani şu Facebook hastalığına kapılmış olanlara, Twitter’da sabah akşam var olanlara…
Bir yerde yazıyor olsaydım yazardım dedim.. Gerçekten de nedir bu teşhir ve röntgen durumumuz?
Topluca mı kaçırdık ipin ucunu? Kaçan bir şey var mı peki ortada?
Peki ya nedir bu aidiyete olan açlığımız? Aç mıyız gerçekten?
Aç mıyız bu kadar da ait olmaya, onaya, sevgiye, sevilmek için gerekirse dibine kadar teşhire, özdeşleşmek için arsızlığa varan boyutta röntgenlemeye? Bu mudur durum yani?
Budur.
Ve değildir.
Budur çünkü insanın varlığı kadar eskidir bütün bu duygular. Teşhir de röntgen de, aidiyet de..
Değildir çünkü her şey insana mahsustur. Ve insanın var olduğu her ortam tam da bunlar için var olmuştur.
Twitter’da bütün gün var olan insan sokakta da var olmaktadır, iş yerinde, evinde, davetlerde, tatillerde de…
İnsandır esas olan ve onun nasıl davrandığı, hayatı nasıl algıladığı, hayata kendini nasıl sunduğu…
Bir davete gitmeden onlarca kıyafet değiştiren insan da teşhir edecektir birazdan kendini o davette, toplantıya gitmeden önce on tane kravat deneyen adam da… Günlük köşe yazısını yazan yazar da teşhir edecektir beyninin kıvrımları arasında dolanan fikirlerini; hayatı, işi her neyle ilgili olursa olsun röportaj veren de…
Evinde ailesine şahane yemek hazırlayan da teşhir etmek üzeredir kendi maharetlerini; sevgilisine mektup yazan kadın da, aşkının derinliklerinde nasıl ihtiraslar gizlendiğini..
Ve tek başına durduğu anda bile daimi röntgenleme süreci devam etmektedir insan olanın. Televizyonda röntgenler başkalarının hayatlarını, romanlarda, gazetelerde…
Budur..
Kimi abartır durumu, teşhirini show’a dönüştürmek için kullanarak bulduğu her anı, her meydanı, kimi alçakgönüllükle yapar kendi teşhirini…
Bazısı show yapmaktadır, bazısı kendini ifade etmekte…
Adına ne dersen de teşhirdir işte işin özeti.
Böyledir çünkü böyle ait oluruz, böyle tamamlanırız biz.. Sevdirerek, onay görerek, kabul görerek, nefret ettirerek…
İçimizdeki bitmek bilmeyen tamamlanma arzusu, kemirip duran yalnızlık korkusu ancak böyle yok olacaktır zira…
Göster sevsinler, göster içlerine alsınlar, anlat anlasınlar, sevsinler, seni istesinler, sevsinler, sevsinler…
Seyret ve anla nasıl ait olabilirsin olmak istediğin yere.. Seyret ve anla ait olamadığın yer aslında nasıl da berbat nasıl da kötü, oh iyi ki ait değilsin oraya.. Seyret ve anla neyin eksik, neyin fazla..
Seyret ve anla başkalarının üzerinden nasıl kendini daha da çok sevdirebilirsin onların sırlarını deşifre etmeye çalışarak.. Nasıl sevsinler seni daha da çok, nasıl sevsinler, sevsinler…
Budur dediğim, budur…
Bunda hangi aracı kurumun suçu var ki? Televizyonu, web’i, Twitter’ı, gazeteleri onu bunu suçlamak da neyin nesi? Bütün bu aracılar zaten tam da bu duygunun tatmini için yaratılmadı mı?
Bu da bir başka kural değil mi zaten? Kendini asla hiç bir şey için suçlamayacaksın. Suçu hep başkalarına, başka mecralara atacaksın.
Bin yılların röntgen duygusu için sürekli aracıları suçlayacaksın. Bak bak bak, sahneye çıkıyorlar, lanet olsun tiyatroya.. Ama bu ne ya sinema dedikleri günah? Canım gazeteler de iyice edepsiz, bak bak şunlara… Hii Facebook’a fotolarını mı koymuş, bak edepsize… Twitter’da laf mı anlatıyor, bak, oku da gör hallerini…
Bak bak bak.. Eylemdesin o anda.. Röntgenle röntgenle röntgenle…
Bir ilişki yürütmeyi beceremezsen at suçu evlilik kurumuna.. O olmasaydı becerecektin çünkü..
Sana bir sır: Evililik değil ilişkiyi öldüren, sensin. Baksana etrafına nice mutlu evlilik varken, nice mutsuz yalnızlık var.. Nice ateşli evlilik varken nice ateşsiz birliktelik var…
Bir yerde aidiyet sorunu yaşıyorsan at suçu o ortama. Tu kaka de keyifli partilere, berbat bir sektör de örneğin reklamcılığa, ay çok zavallı bunlar de kendini internette ifade edenlere…
Ey sen her önüne gelen aracıyı suçlayan, günahı onun boynuna atan efendiler ordusu..
İnsan değil mi her var olduğu ortamı nasıl kullanacağına karar veren?
Kendini abartan da, ifade eden de bir midir senin gözünde?
Ortam mıdır insanın duruşunu belirleyen, insanın bizzat kendisi mi?
Ortamdır demekte isen…
Sen de genellemeler tuzağına düşmüşsün ne yazık ki..
Ve çakamamışsın ne dünyayı, ne de kendini, bir kere daha ne yazık ki…


Not: TWHaber’e beni bir yazar olarak konuk ettiği için teşekkür ederim. Bu yazı bir dergi için yazılmış olup, daha kalabalıklara ulaşması amacıyla az biraz değiştirilerek buraya uyarlanmıştır. Hürmetlerimle…

 

YORUMLAR

reklam