|
Google'ın yeni sosyal ağ girişimi ile Facebook'u tahtında yalnız bırakmak istemediği aşikar. Ancak Google+'yı kullanma şansı bulanlar, hizmetin diğer sosyal ağlarla olan benzerliklerine rağmen aslında farklı olduğunun da farkındalar.
Google geçtiğimiz günlerde facebook'u dağıtmak için google+'ı çıkardı. Google+ aynen facebook gibi bir sosyal paylaşım sitesiydi fakat tutulmayınca bu teori çöpe gitti.
Bunun en iyi örneklerinden bir tanesi mobil işletim sistemi Android. Google, Android'i kullanmak isteyen üreticilere dağıtarak tek kuruş para kazanmıyor. Platform açık kaynak kodlu ve Motorola, HTC gibi şirketler onun üzerinde birçok değişiklik yapıyorlar. Google bu şirketlerin Android'den para kazanıp kazanmadığını muhtemelen kafasına takmıyor, zira mobil arama pazarında inanılmaz büyüklükte bir paya sahipler. Google+ da sonuç olarak benzer bir durumda. Google+ içerisindeki etkinlikler sayesinde kullanıcıların Google hizmetlerine daha bağımlı hale gelinmesi umuluyor.
Google+'da instant upload ile cep telefonunuzdan fotoğraf yüklemek istediğinizde, bu fotoğrafa kimlerin erişebileceğini seçmek zorundasınız. Bir durum güncellemesi yaptığınızda, hangi grupların bunun görebileceğini seçiyorsunuz. Bu, paylaşma sürecine fazladan bir adım ekliyor ancak Google, bu sayede kullanıcıların web'deki içeriklerinde daha fazla denetimi olduğunu hissettirmeyi amaçlıyor. Bunun yanında Google+, varsayılan olarak SSL şifrelemesini kullanıyor (adres çubuğunda HTTPS olarak görebilirsiniz).
Google Nedir?: Stanford’da doktora yapan iki öğrenci, Larry Page ve Sergey Brin, Google’ı 1998′de 25 milyon dolar yasal sermayeyle kurdu. Şirketin GooglePlex denen merkez ofisi Kaliforniya’da bulunur ve tüm dünyada 5,000 civarında kişi çalıştırır. Şirketin sermaye ortakları, Kleiner Perkins Caufield & Byers ve Sequoia Capital’ı kapsıyor. Şirket ayrıca, içerik sağlayıcı firmalara özel web arama çözümleri de sunuyor.
Facebook Nedir?:
Bugünlerde medyada bol bol FACEBOOK haberleri dolanmaya başladı. Yok efendim GOOGLE ile MICROSOFT bu sitenin peşindeymiş, yok yüzde bilmem kaç hissesi bilmem kaç milyon dolarmış derken bizim MSN gençliği sonunda FACEBOOK’u keşfetti. Site aslında yıllardır var. İnternette çok ilgi çeken sosyal network kavramının ilk örneklerinden biri. Hatta yıllar önce YAHOO’nun bu siteyi almak istemesi ama alamaması ile haber olmuştu ama o zamanlar Türk gençliği sitenin potansiyelini fark edememişti.
Son birkaç haftadır çevremdeki bir çok kişi FACEBOOK’a üye oldu ve bu çılgınlık her gün artarak devam ediyor. İyi midir kötü müdür bilmem ama sitenin tamamen ingilizce olmasında dolayı birçok insan istemesine rağmen henüz FACEBOOK’a geçemedi.
FACEBOOK bir sosyal networktür. Aslında başlangıçta sanal ortamdaki kişilerin gerçekten söyledikleri kişi olup olmadıklarını kanıtlamalarını sağlayan bir siteymiş. Yani ben bilmemne üniversitesini bitirdim diyorsanız gerçekten diplomanızı siteye onaylatmanız gerekiyormuş (kulaktan duyma bilgiler bunlar) . Ama şimdi misyonunu değiştirmiş ve “benim üyelerim ne diyorsa doğrudur” diye tüm dünyaya karşı güven duygusu besleyen bir site haline gelmiş.
Benzer haberler:
Dier yeni haberler:
Bu Kategorideki daha onceki haberler:
|