Akıllı telefonlar için geliştirilen telefon defteri kopyalama uygulaması skandalına Path’den sonra Twitter da karıştı. Apple'ın iPhone ve Android işletim sistemi kullanan diğer akıllı telefonlar için uygulama üreten Twitter, Foursquare ve Instagran gibi şirketlerin, telefonların adres rehberlerindeki bilgilere istedikleri zaman erişim sağlayabildikleri ve bu bilgileri bilgisayarlarında depoladıkları ortaya çıktı.
Bir yazılım uzmanı, geçtiğimiz hafta sosyal iletişim ağı Path'in, kullanıcılarına ait adres rehberlerini izin almadan sunucularına yüklediğini fark etti. Path, bu olayın ardından özür dileyerek toplanan tüm bilginin silineceğini açıkladı.
ABD KONGRESİ HAREKETE GEÇTİ
ABD Kongresi, bu gelişme üzerine dün Apple'a bir mektup göndererek, iTunes programındaki tüm uygulamalarını onaylayan şirkete bu izni nasıl verdiğini sordu.
Apple'ın uygulamaları hakkında açıkladığı kurallar, adres rehberinden bilgi alınması gibi eylemleri açıkça yasaklıyor. Ancak Apple, Kongre'nin talebi üzerine bu konuda net bir açıklamada bulunmadı.
Apple yetkilisi Tom Neumayr, "Kullanıcıların verilerini onların izinleri olmadan toplayan veya ileten uygulamalar prensiplerimizi ihlal etmektedir. Uygulamaları müşterilerimiz için daha iyi kullanılabilir hale getirmeye çalışıyoruz. Yakın gelecekte, her hangi bir uygulamanın kullanıcıya ait bilgi aktarması, sadece kullanıcının vereceği özel izinle mümkün olacak" dedi.
GOOGLE'DEN ŞARTLAR
Kullanıcıların şahsi bilgilerinin internet ortamında kullanılması hususlarını düzenleyen ABD Federal Ticaret Komisyonu (FTC), geçmişte gizlilik sorunları nedeniyle Facebook ve Google'a yaptırımlar getirmişti.
Apple, müşterilerini tatmin etmeye çalışan açıklamasına rağmen, iPhone, iPad ve iPod'larda en çok kullanılan uygulamaları hakkında bir eylemde bulunmadı.
Android işletim sisteminin üreticisi olan Google ise işbirliği içindeki yazılım şirketlerine şahsi bilgilerin paylaşılması konusunda kullanıcıların iznini alma şartını koşuyor.
NEDEN BİLGİ TOPLUYORLAR
Akıllı telefonlar için uygulama üreten yazılım şirketleri, kullanıcılara ait verileri, ağlarını genişletmek ve programlarını kullanan insan sayısını artırmak için topluyor.
Analistler, Path'in adres rehberlerini gizlice toplama faaliyetine girişen tek cep telefonu uygulaması olduğu konusunda çok karamsar. Şubat 2011'de, cep telefonu güvenliği şirketi Lookout, iTunes programındaki uygulamaların yüzde 11'inin kullanıcı bilgilerine ulaşabildiğini tespit etmişti.
Ayrıca, VentıreBeat teknoloji blogu, Apple cihazlarında kullanılan onlarca uygulamanın kullanıcıların adres rehberlerine izinsiz erişim sağladığını belirtti.
TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİ BİLGİ ÇALIYOR
Ortaya çıkan son gizlilik skandalı, teknoloji şirketlerinin izin almadan müşterilerinin şahsi bilgilerine nasıl ulaştığı konusuna kamuoyunun biraz daha bilgilenmesini sağladı.
Color adlı bir akıllı telefon uygulamasının, telefonlardaki mikrofonu kullanıcıdan bağımsız aktif hale getirebildiği, geçtiğimiz yıl ortaya çıkarılmıştı.
Aralık 2011'de ise CarrierIQ adlı cep telefonu şirketinin takip yazılımının, kullanıcıların aradığı her numarayı, smslerini ve internette yaptıkları aramaları kaydettiği anlaşılmıştı. Bir güvenlik yazılımcısının fark ettiği yazılım, 140 milyon akıllı telefonu etkiledi.
Son gelişmelerin ardından, Path, Foursquare, Hipster ve Instagram uygulamalarını gücelleyerek, bilgi paylaşımı konusunda kullanıcılarından izin almaya başladı.
TWITTER VERİLERİ 18 AY TUTUYOR
Akıllı telefonunuzdaki Twitter uygulamasında, "isim, ilgi alanı veya adres rehberi" aracılığıyla arkadaş aramaya çalıştığınızda, Twitter girilen bilgileri 18 ay boyunca depoluyor.
Bu konuda açıklama yapan Twitter yetkilisi Carolyn Penner, "Bilgiler akıllı telefonlardan sunucularımıza aktarılıyor ve şifrelenmiş bir şekilde tutuluyor. Kullanıcılarımızı bilgilerinin nasıl saklandığı ve korunduğu konusunda bilgilendireceğiz" dedi.
VentureBeat, olumlu görünen yaklaşımlara rağmen bazı uygulamaların ne kadar kötü amaçlı olduğuna dikkat çekti. Site, kullanıcıların, yemeklerinin resimlerini paylaşmalarını sağlayan Foodspotting adlı uygulamanın, adres rehberlerini şifrelenmemiş bir bağlatıya aktardığını belirtti.
Foodspotting Başkanı Alexa Andrzejewski, "kredi kartı gibi hassas bilgilerle uğraşmadıklarını, şifrelenmemiş bağlantılarda bilgilerin aktarımının düşük risk içerdiğini" belirterek kendilerini savundu.
|
Uzmanlar, “anlık iletişim” sistemlerinin en büyüklerinden olan twitter ve facebook gibi sitelerin, sağladığı kolaylıklar yanında içerdiği görünmez tehlikeleri ele aldı. Oxford Üniversitesi tarafından 2 bin sosyal medya kullanıcısının paylaşım içerikleri ve amaçları karşılaştırıldı. En tutkulu yaklaşıkları konularla ilgili görüşlerini yazdıklarını söyleyen katılımcıların yarısı, paylaşımlarının fark yarattığına inandığını söyledi. Fakat, 4’te birden fazla sosyal medya kullanıcısına göre, yazdıkları veya internette yazabilecekleri bazı şeyler asla bir başkasının yüzüne karşı söleyemeyeceklerini içeriyor. Kullanıcılar, genellikle uygunsuz veya bir başkasını mutsuz eden bir içerikte olan bu paylaşımları yüzünden pişmanlık hissediyor.
BEYİN NÖTR DURUMDA Yüzde 30’un üzerinde bir katılımcı kitlesi ise, sosyal medya ortamında zorbalığa maruz kaldığını veya maruz kalan kullanıcılara şahit olduğunu itiraf ediyor. Oxford Üniversitesi Evrimsel Antropoloji Profesörü Robin Dunbar, araştırma sonuçlarının sosyal yaşamdaki denge unsurunun internet ortamındaki eksikliğini açıkça gösterdiğini söyledi. Dunbar, “Karmaşık sosyalleşme becerilerinin yüz yüze iletişimde kazanıldığı unutulmamalı. Dijital ortam, insanları daha sonra pişman olacağı şeyler söyleyemeye daha yatkın hale getiriyor” diye konuştu. Daha önceki araştırmalarda, internette ortamında büyük tepki çekebilecek paylaşımlar yaparken beynin nötr bir konumda kaldığı görülmüştü.
|
|
Twitter'ın ülkeye göre twit'leri sansürleyeceğini ilan etmesinin ardından Twitter kullanıcıları da Twitter'ın kararını protesto etmek için bugün "twit atmama" eylemi başlattı.
Popüler mikroblog sitesi Twitter'ın "ülkeye göre sansür" kararını almasıyla birlikte Twitter kullanıcıları da harekete geçti. #TwitterBlackout başlığı altında organize olan Twitter kullanıcıları, 28 Ocak yani bugün Twitter'ın aldığı bu karara karşılık twit atılmaması için bir araya geldi.
Twitter, aldığı son kararla ülkeye göre sansür kararı almış ve bu şekilde kullanıcıların twit'leri ülkeye göre sansürlenmeye başlamıştı. Bunun anlamı ise şu: Twitter kullanıcılarının bulundukları ülkede aykırı bulunan twit'leri silindiğinde, diğer ülkelerdeki kullanıcılar bu twit'leri görebilecek. Yani ülkeye göre sansür söz konusu.
|
Bilginin değerini iyi bilen ve bunu pazarlayan bilişim şirketleri için yeni bir alan açılmış durumda.
Çoğumuzun 'eğlence' olarak gördüğü Facebook, Twitter ve Linkedin gibi sosyal medya sitelerinden bahsediyoruz ki sürekli güncellenen bilgiler barındırıyorlar. Bilişim şirketleri; birbirinden bağımsız sitelerde, farklı formatlarda yer almalarından dolayı bu bilgilere 'düzensiz veri' diyor. İşte bu düzensiz veriyi düzenli hâle getirerek 'Büyük Veri' adı altında şirketlere sunan markalardan EMC, yakın zamanda bankalardan sağlık ve eğitim kurumlarına kadar birçok sektörde bu bilgilerin çok önemli olacağını ve kullanılacağını düşünüyor.
Büyük Veri'yi toplayıp iş ortaklarıyla birlikte yorumlayıp kullanıma sunmak için kolları sıvayan EMC'nin Türkiye Genel Müdürü Önder Sönmez'e göre, bankalar kredi verirken, şirketler eleman alırken sosyal medyadaki bilgilerden yararlanacak. Çünkü şirketler artık personel seçerken yalnızca öz geçmişlere bakmıyor. Adayın sosyal medyadaki durumu işe alınmada belirleyici unsurlardan biri oluyor. Kimlerle arkadaşlık yapıyor, neler konuşuyor, neler paylaşıyor, tarzı, çevresi gibi birçok bilgi işe kabulde etkili oluyor.
Facebook, Twitter ve Linkedin gibi siteler birbirinden bağımsız olduğu için asıl iş, buralarda yer alan düzensiz bilgileri bir araya getirip şirketlere sunmak. Bir kişi için birçok siteye ulaşmak, araştırma yapmak zor. EMC gibi şirketler ise özel yazılım ve çalışmaları ile şirketlere tek ekran üzerinden Büyük Veri'ye ulaşma imkânı sunmaya hazırlanıyor.
Büyük Veri'yi kullanacak sektörlerden biri de bankacılık. Şimdilerde kredi isteyenlerin araştırmasını elektrik, su gibi faturalar, kredi ve kredi kartı ödemeleri gibi klasik bilgiler üzerinden yapan bankalar, sosyal medyadaki düzensiz verilere de bakıp doğru kişiye kredi vermeye çalışacak. EMC tarafından Amerikan bankalarına sunulmak üzere olduğu belirtilen çalışmaya, sosyal medyadaki verilerin işin ehline sunulması durumunda, çok daha hızlı kredi neticelendirmesi yapılabileceğini gösteriyor. Bu uygulamanın hayata geçmesiyle, sevincini ve üzüntüsünü sosyal medyaya yansıtan kullanıcılar, belki de bankacıların eline kendilerine kredi verilmemesi için koz vermiş olacak. Teknolojinin gittiği yön, akla, "Sosyal medya kullanıcısı olmayanlar kredi alamayacak mı?" sorusunu da getiriyor.
Sosyal medyadaki verileri kullanması beklenen sektörlerden biri de sağlık. Doktorların hastalarla ilgili teşhis aşamasında veri toplaması zor olabiliyor. Bilgiler hastanın verdiği bilgilerle sınırlı kalabiliyor. Özellikle Türkiye'de devlet hastanelerinde bir hastanın tahlil sonuçları, röntgen filmleri, MR görüntüleri gibi geçmişine dönük bilgiler doktorlara sunulamıyor. Hastanın, sağlık durumuyla ilgili olarak Facebook'ta yazdıklarından, Twitter'daki yorumlarından ve Youtube'daki paylaşımlarından yola çıkılarak hazırlanacak bilgiler doktorlara sunulabilecek. Böylece doktorların hızlı karar vermesine yardımcı olunacak.
Mehmet Sakin - Aksiyon
|
|